
Hergün bir tur acentasının panoları önünde durup hangi tura katılacağımıza karar vermeye çalışırken mehtap turu ilanı ilişti gözümüze...
Önce tereddütte kaldık aslında ama tereddütümüzü fark eden rehber bize kendi firmalarının düzenlediği Mehtap turunun diğer turlardan farkını açıkladı.
Kardak Turizm, Mehtap Turu, Caretta Caretta safari ve Kaplumbağa ve Kuş seyri turlarına Türkiye'de ilk defa kendilerinin akıl ettiği ve ürettirdiği ve yalnızca kendilerinde bulunan Güneş Enerjili Tekne ile çıktıklarını yani motor sesi ve titreşim olmadan bize gerçekten romantik bir mehtap turu yaşatacaklarını belirttiler.
‘’Biz bu güneş enerjili tekneyi televizyonda Dalyan'ı tanıtan bir turizm programında izlemiştik’’ dedik sonra kendi kendimize.
O programda teknede yolculuk edenler, sazlıklar arasından geçiyor, kuş cıvıltılarını duyabiliyor, kuş ve balıkların nerdeyse bir metre yakınına geliyor ve onları ürkütmeden fotoğraflıyabiliyorlardı.
Bunu hatırlar hatırlamaz ''evet'' dedik, ''bizi mehtap turuna kayıt edin''...
Ertesi akşam Kardak Turizm'in güleryüzlü personeli tur saatine tam 10 dakika kala bizi otelimizden gelip aldı otomobille.
Teknede bizim dışımızda 1 Polonyalı, 3 yetişkin 2 de çocuk olmak üzere 5 İngiliz Turist vardı.
Yani kaptan ve yardımcı personeli de sayarsak sadece 10 kişi ile demir aldık Dalyan İskele'sinden ve rotayı Köyceğiz Gölü’ne doğru çevirdik.
Hareket ettiğimizde saat henüz 19.00'du ve doğal olarak hava kararmamıştı.
Gerçekten de son bir kaç günü Dalyan'daki diğer motorlu tekneleri kullanarak geçirmiş insanlar olarak bu tekneye biner binmez farkı anladık.
Çok huzurlu bir yolculuk olacağı belli idi.
Hava henüz kararmamışken Dalyan Kanalı boyunca ilerledik.
Kaptanımız Serkan, bazen kanalın sağına soluna yanaşarak bize bazı doğal güzellikleri gösterdi.
Örneğin bülbül yuvaları...
Hayatımda ilk kez bülbül yuvası gördüm bu turda...
Sanki yünden beş şişle örülmüş bir çorap ya da eldiveni çağrıştırıyordu asılı olduğu dalı tepesinde.
Serkan'ın söylediğine göre bülbül yuvalarının iki deliği olurmuş biri kuşların giriş için kullandığı diğeri ise çıkış...
Yol boyunca ayrıca zaman zaman suda aniden zıplayarak yeniden göle dalan balıklar ve nil kaplumbağaları da gördük.
Balıkların hızlı hareketini yakalama şansımzı olmasa da yavru bir nil kaplumbağasını görüntülemek bizi mutlu etti.

Yavaş yavaş güneş batmaya başlayıp gökyüzü pembemsi bir renk aldığında teknedeki tüm yolcular sessizce bir kenara çekilmiş, içeceklerini yudumlarken Kaptan Serkan ve yardımcısı Mahmut çoktan mangalı yakmaya başlamışlardı bile... 
Bu arada yemek öncesi biraz sohbet ettik kendileri ile; konu tekneden açıldığında Kardak Turizm'in sahibinin kim olduğunu sorduk kendilerine...
''İnternete girin, googlede arayın aydan arsa alan ilk Türk kim diye, bizim patron çıkar karşınıza'' cevabını aldık.
Hakikaten de bu aramayı yapınca karşımıza Özay Akdoğan Bey çıktı.
Dalyan'daki son günümüzde kendisi ile tanışma fırsatı bulduk, aynı gün bir başka ulusal haber kanalı daha güneş enerjili teknede kendisi ile röportaj yapıyordu öğlen uzaktan kendisini gördüğümüzde.
Özay Bey, tahmin ettiğimizden daha gençti.
Kendisiyle yaptığımız kısa sohbette bize bu tekneyi yapmayı düşündüğünde karşılaştığı güçlüklerden, yaşadığı finansman sorunundan, çaldığı kapılarda karşılaştığı önyargılı yaklaşımlardan söz etti.
Teknenin gündüz depoladığı güneş enerjisi ile aküsünü çalıştırdığını, gece de güneş yokken bile depolanan bu enerji ile çalıştığını, motor olmadığı için ses çıkarmadığını böylece, gölde ve kanalda yaşayan hayvanları ürkütüp kaçırmadığından turistlere yakından izleme şansı sunduğunu, teknenin önündeki dalgakıran sayesinde vibrasyonsuz ve dalga çıkarmadan ilerlediğini anlattı.
Kendisi bize bunları anlatırken biz o tekne ile 2 kez yolculuk yapmış ve tüm bunlara tanık olmuştuk zaten.
Personelini genelde yöre insanından ve eğitimine devam eden gençlerden oluşturduğunu söyleyen Özay Bey'i kutladık.
Zaten hakkında başka şey düşünüp söylememiz mümkün olmazdı.
Nerede ne zaman bu kadar girişimci ve parlak fikirlere sahip insanlar özellikle de böyle genç insanlar görürsek bence desteklemeliyiz.
Eşimle kendi kendimize ''aydan arsa almayı akıl eden birinden güneş enerjili tekne icat etmeyi düşünmesini beklemek şaşırtıcı olmamalı:)'' dedik...
Neyse gelelim yeniden Köyceğiz Gölü'nde yaptığımız mehtap turuna.
Yukarıda ki ilk resimde de gördüğünüz gibi; biz güneş enerjili teknede iken yanımızdan geçen başka motorlu bir tekne nasılda dalgalandırıyor kanalı...
Ve ben huzurla batan güneşi izliyorum eşimin objektifinden habersiz.
Sonra etler pişiyor ve sofra etrafında toplanıyoruz on kişi...
Bu arada teknemiz göle varmış ve demirlemiş durumda.
Gecenin sessizliğinde teknede yanan mumlar ışığında yemeklerimizi yiyiyor ve yanımızda oturan turistlerle fast food yemeklerin zararları üzerine konuşup, onlara Türk ve Osmanlı mutfaklarından yemekler tarif ediyor, Türkiye'de mutlaka yapılması gereken şeylerden, gidilmesi görülmesi gereken yerlerden ve tadılması gereken yemeklerden bahsediyoruz
özellikle Hünkar Beğendiden...
Yemek bitiyor ve tüm çiftler birbirine sokulup kısık sesle sohbete başladığında tekne gölden demir alıp rotasını Sultaniye Kaplıcalarına çeviriyor…
Sultaniye Kaplıcaları’nı bir başka yazımda anlatacağım…
Şimdi sizleri aşağıdaki resimlere bakmaya ve kendinizi benim gibi 3-4 saatliğine oradaymışsınız gibi hissetmeye davet ediyorum…

|